<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><!-- generator="wordpress/2.1.1" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
	<title>Comments on: Korkusuz Yaşama Sanatı</title>
	<link>http://magneticblue.com/2006/10/09/korkusuz-yasama-sanati/</link>
	<description>There're no Answers, Only Choices...</description>
	<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 10:41:56 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.1.1</generator>

	<item>
		<title>By: taciser</title>
		<link>http://magneticblue.com/2006/10/09/korkusuz-yasama-sanati/#comment-28</link>
		<author>taciser</author>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2006 08:21:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://magneticblue.com/2006/10/09/korkusuz-yasama-sanati/#comment-28</guid>
					<description>Yorumunu buraya yazabilirsin :)

Yersiz övgü ve eleştiri konusunda şunları düşündüm okurken.Ben kim olduğumu biliyorum. Dolayısıyla eğer bir insan (herhangi biri) benimle ilgili olumlu yani beğeni hissettiğinde bunu ifade ediyorsa buna teşekkür ederim. düşüncelerini benimle paylaştığı için. Bu benim kim olduğumu ya da kendimi nasıl gördüğümü değiştirmez. Aynı şekilde olumsuz gördükleri ya da beğenmedikleri yönlerimi de değerlendirip fikirlerini söyleme yani eleştirme hakkına sahipler. Bu beğenilerin ya da beğenmemelerin karşımdaki kişinin yaşanmışlığı ve kendi filtrelerinden süzülmüş yorum olması sebebiyle benim için önemlidir ama çok etkilemez. her ne kadar toplumumuzda olumsuz eleştiri (eğer ünlü değilseniz) yüzünüze karşı pek yapılmaz.Sadece yakınlarınız, ilişkide olduklarımız ya da sizi sevenler yapar.Ki bunu da bizim yaşamımıza iyi şeyler katacağına inandıklarından yaparlar. Diğerleri de dedikodu yapar. Bu yorumları duyduğumuzda şöyle bir kendimize bakmamız yeterli. Yani bir soru işareti bırakır ki bence bu gelişim için faydalıdır. Bu durumda eleştiri ya da övgü karşımızdaki insanın bizimle ilgili görüşünün ifadesidir. Ancak sevdiğimiz kişilerin bizi eleştirmesine gelince kaybetme korkusu yüzünden işler karışıyor orda...Sevdiklerimizin gözünde hep iyi, güzel akıllı vs. vs. olmak istiyoruz. Neden? Çünkü ailelerimiz bizi hep iyi şeyler yaptığımızda kafamızı okşadı, sevdi.Bu bir öğreti.Yani eğer yanlış birşey yaparsam beni sevmezler. Yalnız kalırım...

ikinci konu da insan içine çıkıp rol yapma durumu. İşin gerçeği kimse kimsenin umurunda değil. Yani sen kendimi nasıl ifade etsem uygun oluru düşünürken ya da sergilerken insanlar sana değil kendilerine bakıyorlar. Yani onlar da nasıl davransam hangi rolü seçsem endişesinde olduklarından senin farkına bile varmıyorlar. varsalar da pek önemli değilsin aslında. Herkes kendini gösterme çabasında. Senin onların egosuna nasıl hitap ettiğinle ilgililer yani kendileriyle. Kendin gibiysen zaten doğal olanı kimse yadsımaz. Ama kendini kasıyorsan bu çok aşikardır. Rol yaptığın. Toplum beni kabullenmeye hazır değil diyorsun. Toplumun umurunda değiliz ki. Kimse kimsenin umurunda değil. Sadece sivrildiğinde başını ezerler o kadar:D .İnsanlar neden dört duvar arasında yaşıyor, özel yaşam diye birşey var. İşte bu yüzden. Evimizde istediğimiz gibi davranmakta özgürüz. İster çırılçıplak dolaşırız istersek burnumuzu karıştırırız. Önemli olan birlikte yaşadığımız insanların bizi olduğumuz gibi kabul etmesi. Toplum içinde de kendini ifade etmek ne kadar gerekli bilemiyorum. Ama şu bir gerçek ki doğal davrandığında kimsenin egosuyla ilgili olmadığında herşey yolunda. Yani kimsenin yarasına dokunmadığında. Dokunduğunda tepki verirler. 

Başkalarını anlamak için kendimize bakmamız yeterli. Biz de kendi fikirlerimizi yani eleştiri ya da beğenilerimizi sunarken bunu neden yaptığımızı anlatarak önce egolarını okşayarak yapmamız lazım.

Bazı sanatçıların muhteşem performanslarının (kendileri olma durumu) öncesi ve sonrasında seyircilerine ya da izleyicilerine övgü dolu sözler söylemeleri ya da önlerinde eğilmeleri bu sebepten. İnsanoğlunun egosu yüzünden kıskançlık ve meyve veren ağacı taşlama durumu var. Yani sivrildiğinde (kendini ifade ettiğinde) başını ezme olayı. Bu yüzden de aslında bir denge oluşturuyorlar. Yani beni sizler yarattınız sizsiz varolamam ben lafları gibi.(abartılı ama iyi örnek)

Diğer insanların egolarını unutmazsan sorun yok. Unutursan kork...Kendin ol, diğerlerini unutma:D</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yorumunu buraya yazabilirsin <img src='http://magneticblue.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Yersiz övgü ve eleştiri konusunda şunları düşündüm okurken.Ben kim olduğumu biliyorum. Dolayısıyla eğer bir insan (herhangi biri) benimle ilgili olumlu yani beğeni hissettiğinde bunu ifade ediyorsa buna teşekkür ederim. düşüncelerini benimle paylaştığı için. Bu benim kim olduğumu ya da kendimi nasıl gördüğümü değiştirmez. Aynı şekilde olumsuz gördükleri ya da beğenmedikleri yönlerimi de değerlendirip fikirlerini söyleme yani eleştirme hakkına sahipler. Bu beğenilerin ya da beğenmemelerin karşımdaki kişinin yaşanmışlığı ve kendi filtrelerinden süzülmüş yorum olması sebebiyle benim için önemlidir ama çok etkilemez. her ne kadar toplumumuzda olumsuz eleştiri (eğer ünlü değilseniz) yüzünüze karşı pek yapılmaz.Sadece yakınlarınız, ilişkide olduklarımız ya da sizi sevenler yapar.Ki bunu da bizim yaşamımıza iyi şeyler katacağına inandıklarından yaparlar. Diğerleri de dedikodu yapar. Bu yorumları duyduğumuzda şöyle bir kendimize bakmamız yeterli. Yani bir soru işareti bırakır ki bence bu gelişim için faydalıdır. Bu durumda eleştiri ya da övgü karşımızdaki insanın bizimle ilgili görüşünün ifadesidir. Ancak sevdiğimiz kişilerin bizi eleştirmesine gelince kaybetme korkusu yüzünden işler karışıyor orda&#8230;Sevdiklerimizin gözünde hep iyi, güzel akıllı vs. vs. olmak istiyoruz. Neden? Çünkü ailelerimiz bizi hep iyi şeyler yaptığımızda kafamızı okşadı, sevdi.Bu bir öğreti.Yani eğer yanlış birşey yaparsam beni sevmezler. Yalnız kalırım&#8230;</p>
<p>ikinci konu da insan içine çıkıp rol yapma durumu. İşin gerçeği kimse kimsenin umurunda değil. Yani sen kendimi nasıl ifade etsem uygun oluru düşünürken ya da sergilerken insanlar sana değil kendilerine bakıyorlar. Yani onlar da nasıl davransam hangi rolü seçsem endişesinde olduklarından senin farkına bile varmıyorlar. varsalar da pek önemli değilsin aslında. Herkes kendini gösterme çabasında. Senin onların egosuna nasıl hitap ettiğinle ilgililer yani kendileriyle. Kendin gibiysen zaten doğal olanı kimse yadsımaz. Ama kendini kasıyorsan bu çok aşikardır. Rol yaptığın. Toplum beni kabullenmeye hazır değil diyorsun. Toplumun umurunda değiliz ki. Kimse kimsenin umurunda değil. Sadece sivrildiğinde başını ezerler o kadar:D .İnsanlar neden dört duvar arasında yaşıyor, özel yaşam diye birşey var. İşte bu yüzden. Evimizde istediğimiz gibi davranmakta özgürüz. İster çırılçıplak dolaşırız istersek burnumuzu karıştırırız. Önemli olan birlikte yaşadığımız insanların bizi olduğumuz gibi kabul etmesi. Toplum içinde de kendini ifade etmek ne kadar gerekli bilemiyorum. Ama şu bir gerçek ki doğal davrandığında kimsenin egosuyla ilgili olmadığında herşey yolunda. Yani kimsenin yarasına dokunmadığında. Dokunduğunda tepki verirler. </p>
<p>Başkalarını anlamak için kendimize bakmamız yeterli. Biz de kendi fikirlerimizi yani eleştiri ya da beğenilerimizi sunarken bunu neden yaptığımızı anlatarak önce egolarını okşayarak yapmamız lazım.</p>
<p>Bazı sanatçıların muhteşem performanslarının (kendileri olma durumu) öncesi ve sonrasında seyircilerine ya da izleyicilerine övgü dolu sözler söylemeleri ya da önlerinde eğilmeleri bu sebepten. İnsanoğlunun egosu yüzünden kıskançlık ve meyve veren ağacı taşlama durumu var. Yani sivrildiğinde (kendini ifade ettiğinde) başını ezme olayı. Bu yüzden de aslında bir denge oluşturuyorlar. Yani beni sizler yarattınız sizsiz varolamam ben lafları gibi.(abartılı ama iyi örnek)</p>
<p>Diğer insanların egolarını unutmazsan sorun yok. Unutursan kork&#8230;Kendin ol, diğerlerini unutma:D</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>By: Magnetic Blue</title>
		<link>http://magneticblue.com/2006/10/09/korkusuz-yasama-sanati/#comment-29</link>
		<author>Magnetic Blue</author>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2006 00:07:55 +0000</pubDate>
		<guid>http://magneticblue.com/2006/10/09/korkusuz-yasama-sanati/#comment-29</guid>
					<description>"Diğerlerini" unutmuyorum emin ol :D

Ama, çeşitli yükselik ve kalınlıktaki balta girmemiş ego ağaçlarından oluşan bir ormanda mı yaşamak istersin yoksa yemyeşil bir ovada, masmavi göğün altında mı?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Diğerlerini&#8221; unutmuyorum emin ol <img src='http://magneticblue.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ama, çeşitli yükselik ve kalınlıktaki balta girmemiş ego ağaçlarından oluşan bir ormanda mı yaşamak istersin yoksa yemyeşil bir ovada, masmavi göğün altında mı?</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>By: taciser</title>
		<link>http://magneticblue.com/2006/10/09/korkusuz-yasama-sanati/#comment-31</link>
		<author>taciser</author>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2006 09:43:53 +0000</pubDate>
		<guid>http://magneticblue.com/2006/10/09/korkusuz-yasama-sanati/#comment-31</guid>
					<description>hem ovada, hem ormanda, hem denizde, olabileceğim heryerde yaşamak isterim. Hepsinden alınan keyif ayrı. Önemli olan benim içindeki keyif duygusu...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hem ovada, hem ormanda, hem denizde, olabileceğim heryerde yaşamak isterim. Hepsinden alınan keyif ayrı. Önemli olan benim içindeki keyif duygusu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
				</item>
</channel>
</rss>
