Nasıl Mutlu Olunur?
Ali, bir şeylerin gün boyunca kötüleşeceği fikriyle yataktan fırladı ve uyku ile uyanıklık arasında şöyle bir sallanırken, üşüdüğünü fark etti. Böyle zamanlarda kötü beklenti eşiği alçalır, gün boyu yaşadıklarını hep kötüye yorumlar, keyifsiz bir gün geçirirdi. Kazandığı paralar az, yaptığı ödemeler çok görünürdü. Sevgilisinin, annesinin, kuzeninin, ablasının hatta Bakkal Amca’sının iyi niyetle, düşünmeden salıverdiği kelimelerden, kimsenin aklına gelmeyecek kötü anlamlar çıkarır; çevresinin de keyfini kaçırırdı.
Ali öylece mutfağa doğru yürürken, son zamanların popüler “kötü” fikri, kapıyı açık bulup aklına süzülüverdi ve soru biçiminde belirdi: “Yaşlanıyor muyum?” Çoğu zaman bu sorunun gerekçelerini düşünür, içlerinden en önemlisini seçmek ister ve her seferinde kararı aynı olurdu: “Yaşamaya devam edebilecek miyim?” Gerekçesi bile bir soruydu. Soruların üstüne diğer sorularla fikir bina etmek, kolonları olmayan apartman inşa etmekle aynı anlama gelir. Çıkışı olmayan uçsuz bucaksız bir labirentte çıkış aramak gibi çaresiz, ne zaman yere çakılacağını bilemeden düşmek gibi ürkütücüdür. Düşünen bir insanın, kendini koruyacak düşünsel araçlardan mahrum kalması, çoğu zaman kendini kaybetmesine, aklının bulanmasına, yeteri kadar bencilse, kendi sorunlarıyla çevresindeki insanları bunaltmasına sebep olur fakat bu tek seçenek değildir. İhtiyaç duyulan araçlara öğrenmek yoluyla ulaşılabilir, bu araçlar gerekli olduğunda birer kalkan olarak kullanılabilir. Ali de çalışmaya başladığında, verimli olmak için yapması gerekeni hemen fark etti: “Bu kalkanları kullanmak ve sevimli bir ruh haline geçiş yapmak.”
Gözü koca ıhlamur ağaçlarının yükseldiği bahçeye kaydı ve bir an için kendini şehrin dip gürültüsüne bıraktı. Duyularını takip ettiğinde her şeyin yolunda olduğunu, hayatın tüm hafifliğiyle halen devam etmekte olduğunu kavradı. Bir süredir, uyku düzenini değiştirerek geceden çok gündüzü yaşamak istediğini ve bunu neredeyse başardığını hatırlayıp, gündüzü geceye tercih etmesini haklı çıkaracak keyifli bir fikir üretti:
“Kör olmak, ışıksız kalmaya benzer. Aradaki fark, birinde kafanızın içine, diğerinde ışığınızın aydınlatabildiği yere hapsolmaktır.”
Bu da Ali’nin kalkanı olsun ![]()