Arap Saçı…
Günlük hayatımızda, karmaşık durumları anlatmak için, “Arap Saçı” ifadesini sıklıkla kullanıyoruz. Demek ki arap saçı, atalarımıza karman çorman görünmüş. Oysa bazı arapların saçları, kafalarını örttükleri için görünmüyor. Diğerlerin saçları ise, ailenizin ortalama kebapçısından daha karmaşık değil. Oysa…
Zenciler; özellikle uzun saçlı zenciler için bunu söylemek zor. Bana kalırsa “Arap Saçı” ifadesinde kastedilenler, araplar değil zenciler. Tenlerinin daha koyu olması, atalarımızın gözünde onları “daha koyu tenli arap” yada detaydan kaybetmek pahasına, kısaca yine “arap” yapmış gibi. Aynı yaklaşım, özel arabalara “taksi” deme geleneğini sürdüren kişi ve topluluklarda da kendini belli ediyor. Neyse ki…
Odaklanmak istediğim konu bu değil. Esas konu, “hata yapmama takıntısı”.
Kulaklarımızın arasında yer alan gri kütle, yaşadığı sürece kendini yenileyip oldukça karmaşık bir sistem oluşturuyor. İyisiyle kötüsüyle, yanlışıyla doğrusuyla, akıl yoluyla başedilmesi zor, sayısız miktarda veriyi durmaksızın depoluyor ve İnsan, daha iyisi akıl, çoğu zaman bu karmaşanın içinde kaybolup gidiyor. Biraz önce neredeydi? Ne istiyordu? Şu an bulunduğu yere nasıl geldi? Biraz sonra ne olacak? gibi sorular, cevap aranan zaman dilimi genişledikce anlamını yitiriyor. Hem geçmiş hem de gelecek için.
Bu karmaşadan en az zararla kurtulmanın yolu “düşünce kalıpları”ndan faydalanmak. Düşünce kalıpları, ister çözümleme ister doğrudan kabul yoluyla olsun, gri bölgenin aralıksız değişimiyle birlikte faaliyetini sürdürüyor.
Bir noktadan diğer noktaya, zaman ilerledikce; sınırlarını iyi kullanmayı öğrenen gri bölge, daha da karmaşıklaşıyor. Öyle ki; düşünce kalıplarının ne zaman ve daha önemlisi neden yaratıldığı ufukta yitip gidiyor. Akıl, çoğu zaman neden öyle yapmayı tercih ettiğini fark etmiyor bile.
Hata yapmama takıntısı, bireye ve bağlı olduğu topluluğa son derece zarar veren, en iyi durumda bile olduğu yerde saymasına sebep olan, bir çeşit kalıp bana göre. Bu kalıp, “hata yapmanın doğallığını” kabul eden karşı kalıpla değiştirilmeli. Francis Bacon’ın bir zamanlar dediği gibi:
“Gerçek, hata yapana, karmaşaya düşenden daha yakındır.” ve bana göre…
Karmaşaya düşmekten daha korkuncu, bilinçsizce karmaşadan kaçmak ve yakın zaman içinde doğruluğu sorgulanmamış kalıpların ardına gizlenmektir.