Özenti yada Trendy hatta Trendi!
Gerçek dünyadan veri toplamak için 5 kalem algımız; toplanan verileri işleyip, bilgi halinde depolayıp kullanmak içinse beynimiz var. Beyin kıvrımlarını illa bir şeylere benzetecek olursak; çoğu insanda bir çeşit bağırsak tembelliği, su borularında tıkanıklık ve elektrik hatlarında kopuklukla karşılaşıyoruz. Bu bir sorun ve…
Sorunun kökleri, bağlı olunan kültürün derinliklerinde. Asırlık çınarın kökleri geçmişten bugüne uzanıp her yöne dallanıyor. Çözüm üretmek için yaslanılacak bir amaca ihtiyaç var. Mantıklı bir yöntemle eleştirmek bile son derece kapsamlıyken çözüm üretmek bu yazının sınırları dışında kalacaktır. Burada sadece eleştirmekle yetinecek ve eleştirimin haklı olduğunu ispat etmeye çalışacağım.
Özenti, trendy yada trendi hangisini tercih edersen et, bu, çocuklara özgü bir öğrenme biçimidir. Bu şekilde öğrenmenin bir faydası varsa, faydanın en üst seviyesine erken yaşlarda ulaşır. Yetişkinliğe doğru etkisini neredeyse kaybedip nadiren ihtiyaç duyduğumuz bir araç gibi kullanılmayı bekler. Algıladığımız verileri ince eleyip sık fakat esnek bilgiler halinde dokuyamadığımızda farkında bile olmadan başvuracağımız bir araçtır ve bundan fazlası kişiye zarar verir.
Kullandığımız dil de bir araçtır. Başkalarıyla olduğu kadar kendimizle iletişim kurmamızı sağlayan bir araç ve neyin nasıl yapılacağını anlatan komutlar bütünüdür.
Bu noktada, başlıkta önerdiğim üç kelimeden “özenti”yi alıyor, önce “özen” ve sonra “öz” köküne ulaşmayı tercih ediyorum. “Öz” kelimesini “bir kimsenin benliği, kendi manevî varlığı” anlam bütünüyle tanımladığımızda, onu bir kavram yada daha iyisi düşünce nesnesi haline getirmiş ve bu nesnenin “tanımla” yöntemini kullanmış oluyoruz. “Tanımla” yöntemi iç ve dış uyaranlar tarafından kullanılabilir. Dış uyaranlar tarafından kullanıldığında, içeri sızma ihtimali olan bir truva atı kapıda beklemektedir. Bu bir güvenlik açığıdır ve eleştirilmesi gereken de budur.
“Öz” kelimesine buradan itibaren nesne deyelim ve “Özen” alt nesnesini ” ‘Öz’den X birim az önemli” anlam bütünüyle tanımlayalım.
Bu durumda “Özen”, “Öz” nesnesinin altında, ona bağlı ve ona yakın değerdedir. “Özenti” nesnesi, bir bakıma “Öz”ün belli belirsiz yan ürünüdür. İlginç bir şekilde, tanımı yapılmamasına rağmen, “Öz” ve “Özen” nesnelerinin görevini yüklenir ve neredeyse rastlantısal bir yöntem izleyip, tanımı yapılana dek girdi alır ve çıktı üretir. Rastlantısal karar yapısı, bu nesnenin kişiye faydalı çıktılar üretme ihtimalini azaltır. Bu sebeple…
Kişi, “Özenti” nesnesinin tanımını yapıp içselleştirerek bu sorundan kurtulmalıdır. Bir kez tanımı yapılıp içselleştirildiğinde, çalışması akıl yoluyla engellenebilir ve engellenmelidir çünkü…
Günlük hayatımızı bir uyaranlar bombardımanı altında yaşıyoruz. Çok sayıda dış uyaran, düşünce nesnelerimize girip rastlantısal çıktılar üretilmesine sebep oluyor. Bu çıktılardan birisi, yada birileri fayda sağlıyorsa ve; o kişi ben, yada bağlı olduğum topluluk değilse, süratle önlem almam gerekir.