Gürültü…


Gürültü kelimesi, genellikle; herhangi bir durumda algılanmak istenmeyen uyaranlar bütünü olarak kabul edilir. Bana kalırsa bu tanım, bu haliyle eksiktir. Gürültü aynı zamanda, tek tek tanımlanamayan, dolayısıyla parçalardan bir bütün oluşturmayı engelleyen karmaşık uyaranlar anlamına da gelmelidir.

Örnek olarak yağmur sesini ele alalım.

Tek bir su damlasının herhangi bir kütleye çarpışını kendine özgü bir ses olarak tanımlayabilirken, yağmur sesini tanımlamaya çalıştığımızda bir çeşit hışırtı algılarız. Bu hışırtı, aslında sayısını bilemediğimiz çok sayıda su damlasının yine konum, sayı ve isimlerini bilemediğimiz çok sayıda kütleye çarpması ile oluşur. Temasın çok sayıda, benzer ve her yönde olması, özellikle birine odaklanmayı ve duyulan seslerin ses hafızamızda ayrı ayrı saklanmasını engeller. Bu sebeple yağmur sesi, rengiyle beraber bir bütün hışırtı olarak tanımlanır.

Benzer bir duruma, deniz kenarında hatta daha iyisi bir kumsalda kıyıları döven dalgaları dinlerken rastlarız.

Örnekler sadece işitsel olanlarla kısıtlı değildir. Tüm duyularımıza uyarlanabilir ve çeşitli deneylerle gözlemlenebilir.

Yayın bulunmayan bir frekansta izlenen televizyon; vücudumuzun göremeyeceğimiz bir bölgesine çok sayıda uyaranla dokunulması, bir çeşit bulamaçla test edilen tat alma duyusu ve son olarak iç içe geçmiş karmaşık kokular bütünü örnek olarak kabul edilebilir.

Bu açıdan bakıldığında neyin gürültü olduğu ve bunun neden öyle algılandığı, insan algısını anlamak ve bununla bağlantılı olarak yapay algı sistemleri oluşturmakla, birinci dereceden ilgilidir.

 

Information and Links

Join the fray by commenting, tracking what others have to say, or linking to it from your blog.