Farz Ettiklerim, Fark Ettiklerim Oluyor…


Farz ettiklerim, fark ettiklerim oluyor.
 
 
“Her Şey”in parçasıyım. Bütünün. Tamamının… Hayal edilmiş gelecek, hayal edilecek ve asla hayal edilemeyeceklerin tümü. Evrenin içi ve dışı… Geçmiş ve gelecek. Siyah ve beyaz. Yaşanmış ve yaşanacak. Sıcak ve soğuk. Hepsi bir yerde, aynı “An”da oluyor.
 
 
“An”ın bir yerinde başlıyor, bir yerinde bitiyorlar! Toplamları kadar eksikler. Böylece hem “Hep”, hem de “Hiç”ler.
 
 
“Hep” çok yavaş. En az “Hiç” kadar yavaş!
 
 
Nasıl? Neden, Görüntüler yoğun akıyor?
 
 
Sesler… Bunlar ayak sesleri, şurada bir kadının kahkahası, iki sokak ötede kavga var…  Sesi geliyor. Tüm bunları bana ses ulağı moleküller anlatıyor. Her an, her yöne uçuşuyorlar.
 
Koşuyorum. Gideceğim yerin resimleri yollara çizilmiş. Görüp, öğrenmem lazım nereye gittiğimi. Duruyorum. O sırada… Kısa, tek bir saf ses: “La”
 
Hemen üstüne, bir ses daha ekleniyor “Mi”
Bu ikincisi daha ince…
 
İki saf ses birleşip, pütürlü, melez bir his yayıyorlar zihnime.
 
Sessizlik!
 
Uçsuz bucaksız, billur kum tanesi ve anti maddesi. Sarı kahve pofuduk kumsala hızla düşüyorum…

Information and Links

Join the fray by commenting, tracking what others have to say, or linking to it from your blog.